İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE ÇALIŞMA HAYATINDA AYRIMCILIK

PDF Formatında indirmek için tıklayınız.

Hazırlayanlar

  • Elifcan Çelebi
  • Kudret Çobanlı
  • Zelal Fahrioğlu

Sunuş

Bu raporda, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı’nın (AĞ-DA), Civil Rights Defenders (CRD) ve Humboldt Üniversitesi Center for Comparative Research on Democracy’nin desteğiyle, “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilme Kararına Karşı Toplumsal Cinsiyet Temelli İnsan Hakları Mücadelesini Güçlendirmek” başlığı altında düzenlediği bir dizi etkinlik kapsamında 15-16 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirilen “İstanbul Sözleşmesi ve Çalışma Hayatında Ayrımcılık” atölyesinde dile getirilen tespit ve öneriler aktarılmaktadır. Atölyenin odağına İstanbul Sözleşmesi ve çalışma hayatını koyarak, sözleşme bağlamında ekonomik şiddeti ve kadın ve LGBTİ+’ların çalışma hayatındaki durumunu değerlendirmek hedeflenmiştir. İki gün süren atölyeye akademisyenler, sivil toplum örgütü temsilcileri, sendika ve meslek örgütü temsilcileri ile avukatlar katılmıştır.

Çerçeve

İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması ve Sözleşmeden hukuksuz biçimde çekilme kararıyla birlikte kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık ve şiddet belirginleşmiştir. Sözleşmeyi hedef alan kesimler dünyadaki sağ milliyetçi otoriter parti ve grupların desteklediği toplumsal cinsiyet eşitliği ve demokrasi karşıtı hareketlere paralel olarak Türkiye’de de güçlenmekte, kampanyalar örgütlemektedirler. Bu nedenle AĞ-DA, İstanbul Sözleşmesi tartışmaları ekseninde Türkiye’de açığa çıkan hak ihlalleriyle mücadele edebilmek için konuyu tartışmak ve ortak politika önerileri geliştirmek üzere bir dizi atölye gerçekleştirmiştir.

Atölye, özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının toplumsal cinsiyet temelli fiziksel ve cinsel şiddet bağlamında tartışıldığını göz önünde bulundurarak, Sözleşmeyi savunmak üzere yapılan kampanya ve etkinliklerde, çalışma hayatındaki ayrımcılığın ve ekonomik şiddetin göz önünde bulundurulması gereğinden yola çıkmıştır. Zira İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasıyla birlikte LGBTİ+’lar ve kadınların çalışma hayatında daha kırılgan hale geldiği, kadınları ev ve aile içine kapatan söylem ve uygulamaların İstanbul Sözleşmesi karşıtlığına paralel olarak yayıldığı görülmektedir. Kadınların ve LGBTİ+’ların nefret suçlarına ve mobbinge açık ve güvencesiz bir konuma gelmesi, LGBTİ+’ların düşmanlaştırılması ve bunun olağanlaştırılması çalışma hayatına doğrudan etki etmekte; bu ise İstanbul Sözleşmesi’nin ekonomik şiddete odaklanarak ele alınması ve konunun kapsamlı biçimde tartışılmasını gerekli kılmaktadır.

Atölye kapsamında tartıştığımız konular özetle şu soruları içermekte ancak bunlarla kısıtlı kalmamaktadır: İstanbul Sözleşmesi kapsamında ekonomik şiddet ve ayrımcılık nasıl ele alınıyor? Örgütsüz ve güvencesiz çalışma, işyerinde taciz ve mobbing, çalışma yaşamında ayrımcılık ve eşitsizlik İstanbul Sözleşmesi’nde nasıl kapsanıyor? Sözleşmeden çekilme kararı sonrası bu kavramlar ve hakların seyrini nasıl değerlendirebiliriz? Kadın ve LGBTİ+ düşmanı söylemler çalışma hayatına nasıl yansıdı, güncel veriler nasıl bir resim çiziyor? Sendika, baro ve sivil toplum kuruluşları bu alanda nasıl çalışmalar yürütüyorlar?

Bu soruları tartışmak ve farklı toplumsal grupların çalışma yaşamında ayrımcılık ve ekonomik şiddet konularını nasıl ele aldığını görmek üzere akademisyenler, sivil toplum örgütleri, avukatlar, sendika ve meslek örgütleri atölyeye davet edilmiştir. İki gün süren atölyede dile getirilen görüşler ve atölye sonucunda ortaya çıkan tespit ve öneriler aşağıda özetlenmektedir.