Medyascope.tv: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı’ndan yeni rapor: “İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak sadece kadına yönelik şiddetle mücadele için değil, demokrasinin korunması için hayati önem taşıyor”

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı, İstanbul Sözleşmesi’nin dünya genelinde yürürlüğe girmesinin 8. yılında cinsiyet eşitsizliği ve sözleşmeye yönelik karşıtlığın arka planını ele alan iki rapor yayımladı. Medyascope, raporları sizin için derledi.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı (AĞ-DA), İstanbul Sözleşmesinin yürürlüğe girmesinin 8. yıldönümünde iki yeni rapor yayımladı. “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Şeytanlaştırılması: İstanbul Sözleşmesi Karşıtlığı ve Medya” ve “İstanbul Sözleşmesini Savunmak: Toplumsal Cinsiyet Temelli Nefret Söylemiyle Mücadele İçin Politika Önerileri” başlıklı raporlar, AĞ-DA içindeki “Medya İzleme Grubu” tarafından hazırlandı. Raporlar, “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilme Kararına Karşı Toplumsal Cinsiyet Temelli İnsan Hakları Mücadelesini Güçlendirmek” adlı etkinlikler dizisi sonucunda ortaya çıktı.

Toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığının nasıl inşa edildiğini inceleyerek başlayan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Şeytanlaştırılması: İstanbul Sözleşmesi Karşıtlığı ve Medya” isimli rapor, İstanbul Sözleşmesi karşıtlığının inşa edilirken hangi stratejilerle kurgulandığını sorgulayarak devam ediyor.

İstanbul Sözleşmesi tartışılırken kamusal alanda gözlemlenen bir tartışma bağlamı olarak “ikili karşıtlıklar” meselesine dikkat çekilen raporda “İslami/Türk (Yerli ve milli) hayat tarzı ile (aileyi tüketmiş) Batılı/Batıcı (emperyalist dünyanın) dayattığı hayat tarzı”, “Aile içi (normal) ilişkiler / aileyi hedef alan (norm-dışı) ilişkiler”, “Cinsiyet-Toplumsal cinsiyet/fıtrat-cinsel yönelim” ve “İstanbul Sözleşmesi’nin şiddeti artırdığı / İstanbul Sözleşmesi’nin şiddet için çözüm olduğu” gibi karşıtlıklar ele alınıyor. Raporda, çeşitli “metaforlar ve metonomiler”le mücadelenin nasıl zayıflatıldığına, oluşturulan bu karşıtlıkların nasıl güçlendirildiğine değiniliyor.

Medyadaki haberler, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığına katkı mı sağlıyor?

Rapor İstanbul Sözleşmesi karşıtlığının stratejisi, Nisan 2020’de Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın verdiği hutbenin ve hutbe bağlamında İstanbul Sözleşmesi karşıtı medya yansımalarının incelenmesini de konu alıyor.

Rapor, LGBTİ+ karşıtlığının da bu şekilde körüklendiğini ve İstanbul Sözleşmesi kaldırılana dek bu karşıtlığın gündemde olmasını Boğaziçi Üniversitesi eylemlerinde yaşanan kışkırtmalara bağlıyor. Raporun bu bölümünde Türkiye siyasetinde yaşanan olayların ve medyadaki haberlerin toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığının inşasına olan etkisi inceleniyor.

Bu karşıtlığın hangi stratejilerle, hangi ikilikler, metaforlar ve metanomilerle kurgulandığı ise raporun ikinci bölümünde yer alıyor. Rapor daha çok ikili karşıtlıklarla yürütülen stratejide en genel konumlamanın İstanbul Sözleşmesi karşıtlığı ve yanlılığı olarak göze çarptığını söylüyor.

Raporda karşıtlığı kurarken gündeme getirilen unsurların ‘’İslami-Türk, yerli, milli hayat tarzı, aile için normal ilişkiler, cinsiyet, fıtrat’’ olduğu ve bunların ‘’biz’’i kuran eşdeğerlikler olduğu tespit ediliyor.

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden nasıl çekildi?

‘’İstanbul Sözleşmesini Savunmak: Toplumsal Cinsiyet Temelli Nefret Söylemiyle Mücadele İçin Politika Önerileri’’ adlı ikinci raporun ilk bölümde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme süreci tartışılıyor. Rapora göre 2019’da temellenen süreç, ülke genelindeki camilerde cuma namazı sonrasındaki basın açıklamaları ve dua çağrısıyla başlıyor. Rapor; muhafazakar/İslamcı kesimin iktidarla olan ilişkisinde aile mefhumunu vurgulamasına, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a ilişkin hoşnutsuzlukların iletilmesine ve basında İstanbul Sözleşmesi karşıtı yazıların yayımlanmasına dikkat çekiyor. Raporda 2020’de bu söylemlerin daha şiddetli savunulduğu ve yankı bulduğu ifade ediliyor.

Raporun ikinci bölümü, İstanbul Sözleşmesi’nin çeşitli ülkelerdeki durumundan bahsediyor ve ‘’Günümüzde İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak sadece kadına yönelik şiddetle mücadele için değil, genel olarak demokrasilerin ve demokratik sistemlerin korunması için hayati bir önem arz etmektedir. Bunun nedenlerini anlayabilmek için hem İstanbul Sözleşmesi’nin anlam ve önemini vurgulamak hem de toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerin niteliğine, bir başka deyişle ‘ne ile karşı karşıya olduğumuza’ bakmak gerekmektedir’’ tespiti yapılarak devam ediyor.

Rapor pozitif söylem çağrısında bulunuyor

Raporun politika önerileri bölümünde yedi politika önerisi sunuluyor. Hangi konular üzerinde nasıl farkındalık oluşturulabileceği, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık ve şiddetle mücadele için kurum içi mekanizmaları oluşturup hayata geçirilme gerekliliği, nasıl dayanışma içinde olunabileceği ve nasıl eşitliği ve özgürlüğü vurgulayan yeni, pozitif bir söylem kurulabileceği anlatılıyor.

Kaynak: Medyascope https://medyascope.tv/2022/08/03/toplumsal-cinsiyet-esitligi-dayanisma-agindan-yeni-rapor-istanbul-sozlesmesini-savunmak-sadece-kadina-yonelik-siddetle-mucadele-icin-degil-demokrasinin-korunmasi-icin-hayati-onem/